İktidarı ele geçirmek için uğraşanların eylem ve söylemlerine bakıldığında; çıplak gözle bile görülebilen bir gerçek var ki; o da bu ülkenin insanı olmadıkları… Halk arasında da böylelerine onun bunun çocukları deniyor.
Yüzyılı aşkın bir süredir sürekli “hırsızlık var! yolsuzluk var! falan filan elden gidiyor!” diye ortalığı velveleye vererek, nefret ve öfkeyle halkı galeyana getirerek, anarşi ve isyanla karambolden iktidarı ele geçirmeye çalışırlar. Maalesef tarihte bu ve benzeri çirkef niyetlerinden doğan girişimlerinde pek çok defa başarılı da olmuşlardır. Propagandaları ile kendileri gibi haset fesat insanları etraflarında bir kitle halinde toplamayı başarmış ve kendi işlerine gelen ibneyi, puştu iktidara getirmek yolunda onları pek güzel gütmüşlerdir. Bunların pazarladığı yalanları yiyen, tezgahladıkları oyunlara kanan her zaman çok olmuştur. Muhtemelen olmaya da devam edecektir. Mesele yiyen yer, ama ben yemiyorum hadisesidir.
Devletin bankasının 50 milyon dolarını 5 yıl geri ödemesiz kredi olarak (hiç geri istemeyeydi daha iyiydi.) yancılarına peşkeş çeken, sonrada verdimse ben verdim diyen pişkin cumburlopları, gudubet karısının emrinde gezen fifi model ezik başbakanları, ekonomi profesörüm diye gelip bir ayda ekonominin içine eden sersemleri, askerlikten başka her şeyle uğraşan darbeci dımbırtıcı orduevi paşalarını, el alemin karısını düdükleyeninden tut, alenen başka ülkelerin menfaatleri için faaliyet gösteren, zevzek, fesat, mendebur, bunak, muhalefet liderlerini, başka ülke gizli servislerinin maymunu olan cemaat liderlerini, kumpascıyı, tezgahçıyı, dolandırıcıyı, kaçakçıyı, mafyayı, ihya edenleri, kifayetsizleri, çirkefleri, bunlar ve benzeri memleketin yüzkaralarını çok gördük. Ve bıktık.
Türkiye’nin yollar, köprüler yapamayacağına, tüneller açamayacağına, tesisler, santraller kuramayacağına, kendi silahlarını üretemeyeceğine bizi inandırmışlardı. Çok kötü kandırılmışız, bizi çok fena keklemişler neticede bunu görmüş olduk. İsteyince, uğraşınca, kaynakları doğru kullanınca her şey yapılabiliyormuş. Bunu çözdük.
İktidar kötü değil, ona kötü diyenlerde var bir götlük, onları biraz dikkatle inceleyip, altını eşelediğin zaman ne mal oldukları meydana çıkıyor. Asıl bunun üzerinde durmak lazım. Bu çirkefliklerin altında ne var. Neyi gösterip, ne yapmaya çalışıyorlar, kimlere hizmet ediyorlar, neyin peşindeler bunu anlamak, çözmek lazım.
Bu yazıyı ilk kaleme aldığımda, O Cumhurbaşkanı olmak üzere olan başbakandı. Yazının içeriğinde bazı güncellemeler yapmak gerekti. Ama özü ve düşüncesinde bir değişiklik olmadı.
Cumhurbaşkanının; yapılan tüm çirkeflik, pislik, adiliklere, uydurulan yalanlara, atılan iftiralara, kurulan tezgahlara rağmen; hala dağ gibi, taş gibi, kol gibi, baş gibi dimdik ayakta kalmasını alkışlıyorum. Makus talihini yenemeyen, sürekli kaybetmeye alışmış ülke insanının, artık kaybetmeyen, kimi zaman zorda olsa kazanan, ama hep kazanan bir pehlivanı var.
Kendi başarısızlıkları yüzünden başkalarını suçlayanlar, menfaat kaybına uğradığı için dellenenler, torpil, beleş, avanta bulamadıkları için çıldıranlar, başkalarının sahip olduklarına fesatlananlar, ruhsal bozuklukları olanlar, başarısızlar, beceriksizler, tembeller, ülkemize zarar vermek isteyen dış mihraklar, kin güdenler, düşmanlık besleyenler, ilerlemesini, gelişmesini, halkının refaha kavuşmasını istemeyenler, yalancılar, sahtekarlar, samimiyetsizler, hırsızlar, küçük penisliler, fifi model erkekler, oğlum bak git zibidileri, sosyal medya ibişleri, boş beleş sanatçı, aydın, ünlü takımı gibi çeşidi bol, saymakla bitmeyecek böylesine kalabalık ve rahatsız bir güruhtan; boş akbil sesi çıkarttırmasından büyük memnuniyet duyuyor ve de takdir ediyorum.
Meseleye Türkiye’nin Türkiye’den yönetilmesi gerek perspektifinden baktığımdan mevcut iktidar bunu karşılıyor. Bütün politikalarına ve icraatlarına çokta bayılmasam da, yanlışlarının ve eksiklerinin olduğunu görsem de, mecbur mevcut iktidarı destekliyorum. Çünkü diğerleri iktidarı bir ele geçirirse; bir gecede Güneydoğu Anadolu’yu, özerk bilmem ne federasyonu yapan kararnameyi imzalar, ertesi güne de Bodruma tatile giderler diye derin endişem var.
#başımızagelmedikkalsın