İdeoloji olarak Türklüğü benimsemek; Türklüğün içine genetik ve dini öğeler katılmamış halini sevmektir. Yani yalın halini…

İdeoloji Olarak Türkçülük

   İdeoloji olarak Türkçülük; kadim Türk Uygarlığının ve Türk Kültürünün mirasını sahiplenmek, Türk Milleti ile bütünleşmek demektir. Bu büyük kültür ve uygarlığın parçası olmaktan duyulan mutluluk ve gurur; Atatürk tarafından eşsiz bir şekilde ifade edilmiştir. “Ne mutlu Türküm diyene…” sözü işte tam olarak bunu anlatır.

Türklüğün Yalın Hali

   İdeoloji olarak Türkçülüğü benimsemek; Türklüğün içine genetik ve dini öğeler katılmamış halini sevmektir. Yani yalın halini…

   Çok geniş bir coğrafyada binlerce yıldır yaşamış olan Türklerin genetik özellikleri incelemek, derlemek ve nitelemek antropologların konusudur. Ancak bu bilim dalı daha ziyade ırk ile ilgili çalışmalar yapar. Irk konusu da benim felsefeme göre, Türklüçüğün ana bileşenlerinden biri değildir. Türk için tanımlanmış ırk standartları var mıdır, yok mudur, günümüze kadar ulaşmış mıdır orası agnostik bir konu. Ayrıca olsa ne olur, olmasa ne olur orası da ayrı bir konu… Türk Uygarlığı diye bir kavram var ve bu gökte duran Ay kadar gerçek yetmez mi? 48 Milyon km2lik Avrasya Kıtasının her köşesinde Türk Kültürünün izleri var. Atalarımız ayak basmadık yer bırakmamış. Bu inkar edilebilir bir şey mi? Kullandığımız dilde, davranışlarımızda, yaşarken bizim bile farkında olmadığımız Türk Kültürünün kaynak kodları var. Bunlar yok sayılabilir mi? Değerli ve anlamlı olan Kültürdür, Uygarlıktır. Irk, bana göre sadece bir takıntıdır. Çünkü izlenebilir değil. Belirleyici değil. Gerçekçi hiç değil.

   Türkçülüğü, ırkçılıkla eşleştirmek; Türklüğü basit göstermeye çalışan fesat ve bayağı insan gruplarının klişe yaklaşımıdır. Onlar kendi uyduruk ideolojilerine bakmazlar da, Türkçülüğe kulp takmaya çalışırlar. Bırakalım onlar kendilerinin ya da başkalarının uydurdukları zırvalarla avuna dursunlar ama biz Türkçülüğü elden bırakmayalım.

   Ve yine binlerce yıllık dönem içerisinde Türklerin dini inanış ve yaklaşımlarını incelemek, derlemek, nitelemek teolojistlerin, bir başka deyişle ilahiyatçıların konusudur. Zannımca bunu da Türklüğün ana bileşenleri arasında değerlendirmek doğru olmaz. Türk kültürünün alt başlıkları arasında yer alması daha uygun olur.

   Türk Uygarlığı ve Türk Kültürü milattan önce de vardı. Hatta milattan çok daha önce de vardı. Dolayısıyla Türklük, günümüzde etkinliği olan pek çok dinden daha derine inen köklere, çok uzaklara uzanan dallara ve çok geniş bir coğrafyayı kaplayan yapraklara sahiptir.

   Türkçülük; bizzat hayatın kendisinden derlenmiş gerçekler ile olgunlaşmış, bilim ve uygarlık ile birlikte halen gelişmekte olan, sonlanmamış, tam aksine devam etmekte olan bir süreçtir.

Türklüğün mazisi kadar ufku da uçsuz bucaksızdır.

   Türk; töresi olan, hayati kuralları ve ilkeleri olan demektir. Türk Milleti; hayatını bu kurallar dahilinde ve ilkelerine bağlı olarak yaşayan bir toplumdur.

   İl tutup, töreyi düzenlemek; Türkün temel ilkesidir. Yani devleti kurup, işleyiş için kuralları ve ilkeleri belirlemek demektir. Türkler, bunu tarihte pek çok kez gerçekleştirmiştir. En son 1923’te yapmıştık.

Yayınlayan

Gerçekçi Yaklaşım

Kitle güdücülere inanmayan, algıcı takımına kulak asmayan, başkalarının uydurduğu yalanlarda yaşamayı kabul etmeyen, kendi analizlerine, gözlemlerine ve değerlendirmelerine güvenen, kendi çıkardığı sonuçlara göre yönünü belirleyen, kendi yolunda giden, yaptıklarının sorumluluğunu üstlenen, sonuçlarına katlanan, kendi kaderini kendi çizen, olmadı bir daha çizen, o da olmadı bir daha çizen, yine de devam eden, gerçeğin peşinde… Gördüğüm kadarıyla bir tek ben varım.

“İdeoloji Olarak Türkçülük” için bir yorum

Bir Cevap Yazın