Gerçekçi Yaklaşım Kitabı Yazıldı

Yazar Şerif Balcı’nın son kitabı; Gerçekçi Yaklaşım çıktı…

   Gerçekçilik ve onunla entegre olarak çalışan Mantık bileşenini kaynak kod olarak beraber kullanan; işlemcisi Strateji olan, sosyal işletim sistemi benzeri bir ideoloji – felsefe – yaşam tarzı tasarlamak üzerine yoğunlaştım.

   Farklı coğrafyalarda, her uygarlıkta ve kültürde, her dilde ve dinde, uyumlu çalışan, gelecekte de güncel kalabilecek bir sosyal işletim sistemi olsun istedim. Bunu Kendi çocuklarım için yapıyorum. Onları Realist, Rasyonalist ve Stratejist olarak donatırsam yaşamlarında daha etkili olurlar diye düşünüyorum. Ortaya koyduğum, açık kaynak kodlu, geliştirilmeye müsait düşüncelerimin, başkalarına da faydası olursa ne ala…

   Siyasi ve ideolojik dayatmalardan, samimiyetsiz sosyal davranışlardan, mütemadiyen zırvalayan insanlardan ve onların uydurmalarından çok sıkıldım ve bunaldım. Bütün bu külliyen yanlış ve rahatsızlık verici şeylerden uzaklaşmak isterken gerçeklerde bir ışık gördüm ve onu izledim. Kendimi bir yolun başında buldum. İşte o yolun başına astığım tabela GERÇEKÇİ YAKLAŞIM

   Gerçekçi bakış açısı, mantığı da içine katarak verimli sonuçlar üretiyor. Eğer kişinin de elde ettiği verileri belirlenen amaçlar doğrultusunda işleyecek, onları değerlendirecek bir işletim sistemi varsa anlamlı sonuçlar çıkartıp, değerli yerlere varılabiliyor.

   Bu sosyal işletim sistemini anlamlandıracak olanı da içerisinde sayısız bileşeni ve değişkeni barındıran, kişinin belirleyeceği Strateji olarak tanımlıyorum.

   Strateji nereye varmak istediğinle alakalı…

   Kaptan Jack Sparrow’un “seni en çok istediğin yere götüren” sihirli pusulası gibi…

   Tabi bu işletim sistemi, amacı ve niyeti olanların işine yarar. Hayatta gidecek yolu olan, gayret gösterebilecek insanlar içindir.

Ya sen doğruysan da, onlar yanlışsa?

   Kalabalıklar; her zaman doğru yönde gitmez. Kalabalık oldukları için haklı da sayılamazlar. Kalabalık olmaları onlara yargılama hakkı da vermez. Kalabalıklar, bireylerine pek çok konuda avantaj ve üstünlük sağlar bu şüphesiz. Ama her bireyde kalabalığın bir parçası olmak zorunda değildir.

Bireyin tek başına olmak, kendini bilmek, kendine yetebilmek, kendinden emin olmak gibi opsiyonları da vardır.

What if you are right and they are wrong?

Bu resmi “Fargo” dizisinin bir sahnesinde, arka planda görmüştüm. Görür görmez gülümsemiştim.

“İşte bu benim.” demiştim.

  • kitle güdücülere inanmayan,
  • algıcı takımına kulak asmayan,
  • başkalarının uydurduğu yalanlarda yaşamayı kabul etmeyen,
  • kendi analizlerine, gözlemlerine ve değerlendirmelerine güvenen,
  • kendi çıkardığı sonuçlara göre yönünü belirleyen,
  • kendi yolunda giden,
  • yaptıklarının sorumluluğunu üstlenen,
  • sonuçlarına katlanan,
  • kendi kaderini kendi çizen,
  • olmadı bir daha çizen,
  • o da olmadı bir daha çizen,
  • yine de devam eden,
  • gerçeğin peşinde…

Gördüğüm kadarıyla bir tek ben varım.

Stratejik Seçim

Strategic Choice

Öncelikle ben kimim? Neyim?

Bana sorarsanız ben;

Türküm

Atatürkçüyüm

Gerçekçiyim

Ama başkalarına sorarsanız onlar beni pek öyle görmüyor olabilir. Farklı yerlere çekerek, uyduruk  yakıştırmalarla, alakasız sonuçlar çıkartanlar olabilir. Başkalarının ne zırvaladığının bu konuda çok ta önemi yok. İlim kendin bilmektir.

Ben Türküm, Türkçüyüm ama dindar ve ırkçı değilim. Ülkemizde Türkçüyüm dediğinizde belinizi doğrultamayın diye önce  sırtınıza bir dindar olma yükü eklemeye kalkarlar. Sonra da ayağınıza takılısında sendeleyin diye önünüze bir ırkçılık tümseği getiriler. Dolayısıyla önce doğrulmanızı sonrasında hareket etmenizi ve ilerlemenizi bu şekilde zorlaştırmış olurlar. Türkçülüğe erişiminizi sınırlandırıp, diğer Türkçülerle iletişim kurup anlaşmanızı, anlaşıp birlik olmanızı, birlik olup işbirliğine girmenizi imkansız hale getirmeye çalışırlar. İtiraf etmek gerekirse bunda çok ta başarılı olmuşlardır…

VAY BEN NERE GİDEM?

Neticede Sadece Türk olanın Türkiye’de sığınacağı bir çatı, ikmal yapacağı bir liman yoktur.  Dolayısıyla dindar ve ırkçı olmayan Türkçüleri Türkiye’de temsil eden bir yapı ben görmüyorum. Sosyal hayatta olmadığı gibi siyasi hayatta da temsil edildikleri bir platform bulunmuyor. Şu Sadece Türkçüdür diyebileceğim bir milletvekiline ben mecliste hiç rastlamadım. Hangisi kürtçüdür,  ümmetçidir, menfaatçidir, bu ülkenin insanı değildir, yabancı ülke ajanıdır desen parmakla göstermesi zor olmaz ama hangisi Türkçüdür desen gösterebilecek bir örnek pek göze çarpmıyor.

MECLİSTE ATATÜRKÇÜ KALDI MI?

Hatta iddiamı bir adım daha öteye taşıyarak mecliste hiçbir Atatürkçü de görmediğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Atatürk’ün eski partisinin artık Atatürkçü olmadığını, tamamen başkalarının eline geçtiğini ve üst yönetiminin sadece Atatürk’e değil Türk kimliğine de uzak kimseler olduğunu söylemek hiç te abartı olmaz. Hal böyleyken benim onlara her hangi bir yakınlık duymam söz konusu olabilir mi? Aramızda hiç kapanmayacak bir mesafe var…

YA NE OLACAKTI?

Toplumsal götleşmenin %85’lere çıktığı, herkesin kendi menfaatleri söz konusu olduğunda her çirkefliği ve her adiliği yaptığı bir ortamda hırsızlık, yolsuzluk var yaygarası yapılıyor. Ülke insanının neredeyse tamamına yakınının yozlaştığı bir ülkede sadece üst yönetimin etik davranması nasıl beklenebilir. Balık baştan kokar saçmalığını bırakın bir tarafa… Bizim içinde bulunduğumuz durumda balığın her tarafı başından daha berbat halde… İktidarı ele geçirme saplantılılar, bu emellerine erişse, memlekette her hangi bir düzelme olur mu? Hiç zannetmiyorum bu kokuşmuşluğun başlıca sebebi onlar olduğundan, daha da berbat ederler ondan hiç şüphem yok.

Benim oyumu kim alır?

Hal böyleyken benim mantığıma göre oyumu verebileceğim, hem Türkçülüğü, hem Atatürkçülüğü hem de Gerçekçiliği bünyesinde barındıran bir oluşum ya da yaklaşım memleketimizde bulunmuyor.

Bu durumda mantık kriterim devre dışı kalırken, üçüncül ilkem strateji devreye giriyor…

Stratejik Seçim öyle olmaz böyle olur

Gözlemlerime göre; dış mihrakların veya onların ülkedeki uzantılarının, Türkiye’nin başına gelmesini en istemediği kişi kimse; benim Stratejik Seçimim “O” olacak ve “O” neredeyse benim oyum “ORAYA” gidecek. Al sana Stratejik Seçim.

Buradan yeni bir senteze de varabiliriz. Çevrenizde hasetliğinden, fesatlığından, fitneciliğinden ve bozgunculuğundan (yani gotlüğünden şüphe duymadığınız) emin olduğunuz birinin, telkinlerinin ve yönlendirmelerinin tam zıddı istikamette pozisyon alarak doğruyu bulabilir ya da avantaj sağlayabilirsiniz.

Buna da “Öyle olmaz böyle olur!” Prensibi diyelim. İlerde patentini alırız…