Her önüne gelene düşman kesil, ama hiç birine karşı, hiçbir şey yapama… Ve üstelik o kalabalığın içinde gerçek düşmanını sezeme… Elindeki sınırlı gücü saçma sapan kullan ve kaybet. İşte bu benim en hassas olduğum ve önem verdiğim konudur. Benim için ciddi tehdit ve tehlike neyse onu tespit eder, ona yönelirim. Dünyanın yarısına düşman olmak bana bir şey kazandırmaz. Ben kıtalararası bir ticaret merkezinde yaşıyorum. Bunun bilincindeyim. Benim gerçek düşmanlarım öncelikli olarak; bana maddi manevi çok ciddi zararlar veren ve acılar yaşatan, gelecek içinde tehlike oluşturan güncel tehditlerdir.
Geçmişte çekilmiş acılar, uğranmış haksızlıklar ve kötülükler ne kadar hazmedilemez ve kabul edilemez olsa da, günümüzde yaşadığımız büyük tehlikeler ve içinde bulunduğumuz yüksek riskler uyanık olmayı ve güncel düşmanların üzerine odaklanmayı gerektirmektedir. Gücümüzü kırk parçaya bölersek, bu hainlerin verdiği zararları devam ettirme ve hatta artırma şansları doğabilir. Öncelikle kapıya dayanmış tehlikeyle mücadele etmek daha elzemdir.
Ama gel gör ki kitle güdücüler ve onların algıcı takımı, bizleri uzaktan kumandayla kontrol edilebilen oyuncaklar gibi görürler. Sürekli bir şeylere karşı fiştekler ve kışkırtırlar.
Lakin onlara kulak asan kim? Düşmanımı ben seçerim. Bana dayatanlar değil!
