Devlet yönetiminde, Demokrasi değil de Meritokrasi esas alınmalı diye düşünüyorum. Yani liyakate dayalı insan seçimi… Devletimiz; vatanına milletine bağlılığı, çalışkanlığı, üretkenliği ve vizyonu gerçek olan kişi ve kadrolar tarafından yönetilmeli.
“Devlet halk için vardır.” diyenlerin çoğu işgüzarlardır zaten. Yok öyle bir şey… Bizler faniyiz, göçüp gideceğiz. Ama bu devlet bizden sonrakilerde kalacak, onları koruyacak, yaşatacak… O yüzden onun hep güçlü olması, güçlü kalması lazım. Devleti bu işgüzarlara yağmalatırsak yarın sığınacak bir çatımız kalmaz.
Yersen halk için, devletin yönetimini ele geçirmek isteyenlerin, art niyetinin başka olduğunu gayet net görüyor ve biliyorum. Derdi belası devletin ve kamu kurumlarının kaynaklarını sömürmek olan bu art niyetlilerin, o noktaya gelebilmek için verdikleri tavizlere ve vaatlere bir bakın irkilirsiniz.
- Milyonlarca boş beleş insana; bankamatik memurluğu
- On binlerce üst düzey boş beleş insana; sekreter düdüklemeli daire başkanlıkları ya da müdürlükler
- Destekçilerine; kredi kartı borçlarını silme vaatleri
- Yandaş işadamlarına; akla hayale sığmayacak peşkeşler
- Terör ve anarşi yanlılarına; kadrolar, ihaleler ve dokunulmazlık
- İktidarı ele geçirmelerine destek veren ülkelere; limitsiz kapitülasyonlar
Sırtına böylesine yükler bindirilen bir devlet ayakta kalabilir mi?
Demokrasi sayesinde, türlü çeşitli vaatlerle #rahatsızkesim insanlarını peşlerine takarak, terör ve anarşi yanlılarının da desteğini alarak belli noktaları ele geçirebildiklerine; ele geçirdikten sonra nasıl yağmaladıklarına, nasıl borca batırdıklarına, terör ve anarşi yanlılarını nasıl maaşa bağladıklarına şahit olduk.
Yanlışlıkla iktidarı ele geçirirlerse, olabilecekleri düşünmek bile irkilmeme neden oluyor.
