Amerikan Haysiyetsizliği Türkiye’de

Toplumumuzdaki haysiyet katsayısı iyice düştü. Haysiyetsizlik çok ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaya başladı. Ülke olarak haysiyetsizlikte resmen Amerikan standartlarını yakaladık. Bireylerimiz menfaatleri söz konusu olduğunda her türlü çirkefliği yapmak konusunda aynen bir Amerikalı gibi davranmaya başladı. Amerikan etkisi toplumun bireylerinde iyiden iyiye kendini gösterir oldu.

Amerikan toplumunda haysiyet yoktur. Toplumdaki her birey kendi menfaatleri uğrunda her haltı yemekten geri durmaz. Bu yolda yaptıkları her hareketi de meşru görürler. Zerre kadar da gocunmazlar. Utanma, pişmanlık gibi duygulardan, vicdan gibi hislerden Amerikan toplumu kendini tamamen arındırmıştır.

“Get rich or die tryin” (ya zengin ol ya da olamadın geber) felsefesi ile “menfaatlere giden yolda her şey mübahtır” sistemine geçilmiştir. Amerikan toplumu insana mahsus erdemleri gereksiz bularak terk etmiş bir toplumdur. Cinayet, silahlı soygun, uyuşturucu kaçakçılığı, seks ticareti Amerikan kültüründe önemli yer tutar. Zaten Amerikan nüfusunun büyük bir bölümü de bu doktrinin yan etkisi olarak hapishanelerde yaşar. Can ve mal emniyetinin hiç olmadığı, herkesin herkesi özgürce öldürdüğü, bu ülkeden greencard alabilmek için Amerikan kıçını öpmeye dünden razı insanlarımızın sayısının milyonlarca olması da ayrıca üzüntü verici…

Böylesine yozlaşmış çirkefleşmiş bir topluma benzemekten öte dönüşmeye başlamış olmamız ise ayrıca keder verici…

Peki niye böyle oldu?

Yine buna neden olan da bir Amerikan doktrini “its not your fault” (senin hatan değil). Kendini temize çıkarma da ve sorumluluğu almaktan kaçmak ta Amerikalıların kullandığı birincil araç budur. Bunun sayesinde bireyler aynaya bakmaktan ve kendilerini sorgulamaktan kaçınırlar.

Halbuki bizde buna karşı geliştirilmiş bir “boklu sümüklüye güler” yaklaşımı vardır. Bu yaklaşımda amaç; bireyin başkalarını suçlamadan önce “bir kendine bak, ondan sonra başkalarına laf et aklını ziktiminin evladı” telkiniyle silkelenip kendine getirilmesidir. Günümüzde bireylerimiz, hiç bir konuda sorumlu davranmadıkları gibi kendilerine bakmakta hiç akıllarına gelmiyor.

Örneklere geçecek olursak;

– Menfaat mukabili el alemin avradını düdükleyen ihtiyar ırz düşmanı bir siyasi parti genel başkanının, kürsüden insanlara etik dersi vermesi…

– Kahvede eli kolu rahat durmadığı için kendisine okey tabelası bile tutturulmayan bir şahsın “hırsızlık var, yolsuzluk var” yaygarası yapması…

– Neredeyse ayda bir daire parası kazanan #rahatsızkesim fiştekleyicisi bir medya şeysinin; sözde halkın, fakir fukaranın halinden anlarmış da onların derdiyle darlanırmış namesi yapması…

– Her önüne gelene asılan, yılışan yavşağın; toplumun filanca kesimlerindeki cinsel istismardan dem vurması…

– Terör örgütünün siyasi kanadı olduğu iddia edilen partinin, aslında terör örgütünün ta kendisi olduğunu, o siyasi partinin her bir milletvekilinin de aslında o terör örgütünün bir yöneticisi olduğunu, bu gerçekleri görmek etmek istemeyen kişilerin de kendini aydın olarak nitelemesi…

– Terör ve anarşi yöntemleriyle ülke siyasetinde nüfuz sahibi olarak, belli bir yöremizin rantını yemek maksadındaki, bunun içinde bolca dış mihrak yardımı alan komitecilerin barış ve demokrasi pampişi gibi gösterilmesi…

– “Ülkene gram hayrın olacak olsa, elin gavurunun gizli servisi seni o siyasi partinin başına eliyle koyup yerleştirmezdi.” diye 10 yaşındaki çocuğun bile idrak ettiği, tek meziyeti zevzeklik etmek olan, ne idüğü belirsiz şapşalın tekini, sözde ulu önderine bağlı görünen kimselerin, fesatlıklarından, menfaat hesapları yüzünden ya da domuzluklarından destekliyor olması…

Gibi günlük hayatımızda nice ironiler mevcuttur.

Kitle güdücülerin etkisi altına girmiş nice şuursuz vatandaşımız; bir dakika düşünmeksizin, önlerine ne atılırsa yiyor ve önce kendine bakmayı es geçerek zevzeklik etmekte sınır tanımıyor. Bunu nasıl başardılar gerçekten bilemiyorum ama herkes her şeyi götünden anlıyor ve algılıyor.

Türk demek, töresi olan kuralı olan demektir. Ama geldiğimiz noktada hiç bir kurala ya da etik değere bağlı olmayan ne idüğü belirsiz bir topluma dönüştürülüyoruz. Türklüğümüz elden gitti gidiyor…

15 Temmuz Amerikan Bok Yimesi

Kamuoyunda darbe girişimi olarak adlandırıldı. Öyle adlandırılması münasip görüldü. Ama ben hiç öyle göremedim. Benim gördüğüm, çok bariz bir şekilde Amerikan imparatorluğunun göz göre göre ülkemize mafya vari şekilde çökmeye kalkışmasıydı. İşittiklerim de gördüklerimi doğruladı. Aklımın da bütün bu olayların neticesinde elde ettiği verilerden sonra hiç şüphesi kalmadı ve tereddütsüz bir biçimde bu sonuca vardı. 

Buradan Amerikaya künk döşemişler, içinden oluk oluk memleketin parasını oraya akıtmışlar.  Bizim memleketimizden söğüşledikleri paranın zekatıyla; satın aldıkları, elde ettikleri, kendilerine kul ettikleri, yine bizim insanlarımızı kullanarak ve yine bizim paramızla alınmış silah ve ekipmanlarla, ülkemizi kuklalarına ele geçirtip, kendilerine sömürge yapmak istediler. Hayasızca bir akın tertiplediler.

Devletin ve ülkenin önemli kurumlarına yerleştirdikleri hücrelerle oluşturdukları sarmal yapıyı harekete geçirerek, ülkemizin idaresinin tamamen onların kuklalarına geçmesini hedeflediler. Bunu yaparken kendi propagandalarıyla etki altına aldıkları ve ellerinde bulunan medya gücü vasıtasıyla güttükleri kitlelerinde desteğini alarak kullanmayı planladılar. Bizim ülkemizi, bizim ülkemizin başkalaşmış insanlarına ele geçirtip, hülle yoluyla kendilerine mal etmeye kalktılar. Memleketin tapusu yine bizdeymiş gibi görünecekti ama işletme hakları bir daha geri alınamaz şekilde onların eline geçmiş olacaktı. Aynı zavallı Iraklıların başına gelen felaketteki gibi…

Anarşi, terör ve eylem doktrinleriyle etkileyerek kendi istedikleri kıvama getirdikleri halkımızın bir bölümünü, “hırsızlık var! yolsuzluk var!” propagandasıyla fiştekleyip, gütmeye hazır hale getirdikleri diğer kitleyle paçal ederek, yine halkımızın geri kalan kısmının üzerine salıp; çatıştırmayı, insanları birbirlerine kırdırmayı, dolayısıyla ülkemizi allak bullak etmeyi amaçladılar. Sonrasında onlar için karambolden ülkemizi ele geçirmek haliyle daha kolay ve zahmetsiz olurdu… Ama Langley’deki hesap, Angara’ya uymadı işte!

Çünkü ne kadar götlerini yırttılarsa da ülkede yarıya yakın çoğunluğu elde edemediler. Kendilerini parçaladılar ama ancak çeyreğini etkileri altına alabildiler. Bu da tabi projelerinde başarıya ulaşmalarına yetmedi.

Dolayısıyla; başaramadılar, çok fazla kayıp verdiler, sistemleri çöktü, rezil oldular ama yine de duracaklarını, geri çekileceklerini zannetmiyorum. Aksine daha da hırs yapıp tasmalarının ipi ellerinde olan “etnik ideoloji terör örgütünü, radikal dinci terör örgütünü ve karışık sol terör örgütlerini de seferber edip, bize zarar verdirmek üzere, bize ders vermek için ve daha ziyade kendilerini tatmin için üzerimize süreceklerdir.  

Bırakın sürsünler… 

Korkmayın ellerinden geleni yapsınlar…

Biz Amerikanyalıyız bizi kimse göt edemez egoları yüzünden, kumar masasında ütülen enayi gibiler. Bırakın varlarını yoklarını ortaya koyup hepsini kaybetsinler. Kaybettiklerini yerine koyamayacaklar. Silinip gidecekler…

 “Burası Türkiye koçum!” diyen neferlerin sonuncusu da düşmedikçe… Bize bir şey olmaz. Sıkıntı yok.  Bu gidişin sonu selamet, sabredin yeter.

#amerikanşeysi

Gezi Kalkışması

Gezi Kalkışması neydi?” diye kendi kendilerine soru sorarak, derin anlamlar çıkartmaya çalışanlara yardımcı olalım. Taksimdeki anıtı kaldıralım, yerine kocaman eşşeh ziki heykeli dikelim. Eylem yapası gelen, yapamadığı için dellenen, yırtınan, vatandaşımız 1 Mayısı ya da gezi yıldönümünü beklemek zorunda kalmaz. Direk #zikvar diye eylemini yapar, rahat eder, deşarj olur. Eylem krizine giren, demokratik tepkisi içinde patlayan vatandaşımıza; bununla beraber ülkemizi karıştırmak için illa bir şeyler icat etmek zorunda kalan, kendini parçalayan dış mihraklara  büyük rahatlık ve kolaylık sağlamış oluruz.

– Ortam olur karı kıza sarkarız diye fırsat kollayan bir çok azgın ergenin…

– Cebindeki üç kuruş parayı da içkiye, sigaraya yatırdığı için aç gezen, bunun içinde başkalarını suçlayan sersemin…

– Bir işe yaramıyoruz, bari zararımız olsun diyen gerzeğin…

– Toplumsal faydaya katılmayı bünyesi kabul etmeyen, parazitlerin…

– Bir işe girip çalışmaya götü yemeyen, bütün tembel ve beleşçilerin

Hah işte ben buraya aitim diye kendi yerini bulduğu, kendi gibilerini bulduğu, umumi bir kaynaşma noktası olur.  Bir araya gelmelerinin oluşturduğu sinerjiyle, paratoner etkisi yaratarak, bir yıldırımı üzerlerine çekip, yüksek elektrik şokuyla, komple hidayete erebilirler. Bu şansı onlardan esirgemeyelim. 

#DirenYarraam

#zikvar

#amerikanbokyimesi