Mütemadiyen zırvalayan ekonomistler ve ne idüğü belirsiz uzmanlar

Geçtiğimiz günlerde kendini ekonomist, uzman, falan filan ilan etmiş bir sürü boş beleş kişinin karı dırdırı gibi kafamızı ütülemesine maruz kalmıştık. Neymiş ülke iyi yönetilmiyormuş ta ekonomi çökmüşmüş te propagandanın biri bin paraydı.

Bizim çıplak gözle bakar bakmaz gördüğümüzü bu kifayetsizler çaktırmamak için şekilden şekile giriyorlardı.

Ta o zaman demedik mi “Bu anasını sattımın döviz kurlarını hükümet değil. Dolara, mikrofon görmüş Kim Kaynaşyan gibi çift elle sarılan, bu ülkenin vurguncusu, fırsatçısı, haysiyetsizi, emeksiz gayretsiz kazanmak isteyen çakal insanları yükseltiyor diye…

Nooldu şimdi? Elin adamı kapattığınız köşeden doksana taktı. Öylece seyrettiniz… Çamaşır ipine iki mandalla tutturulmuş fanila gibi askıda kaldınız. Ne bir şey diyebiliyorsunuz ne bir yana hareket edebiliyorsunuz. Sıfatınız döküldü, toplayamıyorsunuz.

Hani nerde kaldı lan uzmanlığınız, ekonomistliğiniz. Atıp tutuyordunuz. Bir tane dediğiniz çıkmadı. Niye göremediniz? Niye ayamadınız? Şimdi cılız seslerle bıdı bıdısını yapsanız ne olur. Besleyeninden tut, destekleyenine… Koskoca bir kitle sizinle got oldu.

Para Destanı

Bir dasitanım var zamana uygun 
Bus etmeğe dest-ü damen paradır
Mahzunu şad eder şadları mahzun
Mamurları eden viran paradır

Parasız kimsenin bakma yüzüne 
İsterse şah olsun özü özüne
Sakın başka bir şey alma gözüne
Merde revnak veren ünvan paradır

Yabana dolanır parasız derviş 
Sende değil herkeste var bu teşviş
Derler para ile görülür her iş
Taht-ü rifat köşk-ü eyvan paradır

Yapsan fayda yok yüz bin hünerler 
Parasız kalanlar kış günü terler
Sım-ü zersiz şaha gedadır derler
Ağa Paşa Mirimiran paradır

Kesende yok ise köprüden geçme 
Tezden tutulursun bir yana kaçma
Parasız hükümet kapısın açma
Kadı Müftü emr-ü ferman paradır

Fakir olan her dem gider engine 
Parasız bellidir baksan rengine
Her mecliste buyur derler zengine
Yaran ahbap lütf-u ihsan paradır

"Ya Hu"nun cevabı kuru eyvallah 
Parasız çok ümittir "inşallah"
Parasız bir molla demez bismillah
Kitap mezhep din-u iman paradır

Fakir suya düşse çıkamaz kirden 
Zengin arabasın aşırır kırdan
Topal zengin iyi sağlam fakirden
Her şeyden evvela noksan paradır

Yad görünür pulsuz gelse daderin 
Zengin mihman olsa olmaz kederin
Kimse sormaz ne kişidir pederin
Asıl nesil şöhret-ü şan paradır

Fakir olan ne iş tutsa sonu yok
Üç gün aç da kalsa zengin gene tok
Pulsuz bile aşçı der ki yemek yok
Yemek ekmek peynir ayran paradır

Hep izz-i destine almış cihanı
Her yerde söylenir şeref ü şanı
Bir pençede yıkar bin pehlivanı
Karşı durulmayan aslan paradır

Onunla ağ olur yüzün karası
Geç sağlanır müflislerin yarası
Kızıl altın pasaportun tuğrası
İngiliz Fransız Yunan paradır

Onun başındadır edeb ü haya 
Karanlık gecede arttırır ziya
İster mütteki ol ister evliya
Şimdiki asırda insan paradır

Fakir ise bakire kız dul gibi
Devletsiz şan kıymetlenir pul gibi
Paralıysan şeytan kaçar yel gibi
İbare dubara şeytan paradır

Nice ocakları yıkar söndürür 
Nice müşterinin aklın kandırır
Nice şahitlerin ağzın döndürür
Eğri doğru yalan bühtan paradır

Züğürdün eceli çoğu uyuzdan
Üç kere yok dersen düşersin gözden
Bir lira yahşıdır bin doğru sözden
Merhamet mürüvvet vicdan paradır

Zengine çay gelir felekten caba 
Postasını taşır ol bad-ı saba
Cebin dolu ise derler merhaba
Selam kelam lisan beyan paradır

Yok deme cevabı "buyur kenara" 
Tutuşma evladım beyhude nara
Desen "Baba ekmek" der "oğul para"
Ana baba sadık ihvan paradır

Bin salavat versen karşısı cennet 
Bin tevhit söylesen olmaz emniyet
Bin ihlas okusan yüz bin de temmet
Gene iş aşıran... hemen paradır

Yokluk mektebinde ne oku ne yaz
Olmak ister isen var eyle demsaz
Dükkancı ne dua alır ne namaz
Ticaret kemalat ziyan paradır

Zamana uygundur bu sözüm naçar 
Alan veren ancak ol Perverdigar
Vefasız dünyaya aldanma zinhar
Padişah olsan da ahir ölüm var

Huzuri yok yere olma günahkar 
Sana elden evvel düşman paradır

AŞIK HUZURİ

Artvin (Çoruh) ilinin Yusufeli ilçesine bağlı Zor köyünde doğmuştur. Asıl adı Alidir. Doğum yılı kimi yerde 1885, kimi yerde 1887 olarak geçmektedir. Babası Aşık Keşfidir. Saz dersini babasından almıştır.

   Yusufelili Huzuri’nin ilginç bir yaşantısı olmuştur. Genç yaşında medreseye giren Huzuri, uzun yıllar geçmesine karşın, bir türlü medreseyi bitirememiş. Daha doğrusu bu öğrenimle bağdaşamamış. Medreseden ayrılmış, gurbet yolunu tutmuştur. Kuzeydoğu Anadolu’yu, Kırım’ı dolaşmıştır. Birinci dünya savaşında asker olmuştur.

   Askerlik bitince bir süre, nüfus, tapu memurlukları gibi görevler de yapmış ama bu işleri de bir türlü içine sindirememiş, yeniden sazına dönmüş, toprağıyla uğraşmıştır.

   Yusufelili Huzuri 1951 yılında ölmüştür. Yaşadığı dönem içinde yöresinde yaygın bir ünü, etkin bir söyleyişi vardır. Yergici, taşlamacı, iğneleyici yanını da belirtmek gerekir.

#TersÖğütDestanı
#TezatlarDestanı