Bütün Götler Müdür Olmuş Fıkrası

   Rivayete göre, belli bir yöneticisi olmadan çalışan vücutta işleyiş pek te iyi gitmemeye başlamış. Organlar kendi aralarında toplanıp bir müdür seçmeye karar vermişler. Sonrasında bütün organlar sırayla kendisinin müdür olması gerektiğine dair tezler ortaya atarak, adaylığını koymuş.


Beyin; en akıllı benim, her şeyi ben kontrol ediyorum, benim müdür olmam en doğrusu,
Kalp; en çok ben çalışıyorum, kanı ben pompalıyorum, ben olmadan kimse çalışamaz.
Akciğer; havayı ben sağlıyorum, bensiz kimse nefes alamaz.
Mide; bütün besini ben işliyorum, bensiz herkes aç kalır.
Göz, kulak, burun… Hepsi kendilerine göre birer neden öne sürüp müdür olmak istemiş.

   En sonunda onlara götte katılmış. Vücuttaki en önemli organ benim, ben olmazsam hepiniz bitersiniz, benim müdür olmam lazım demiş. Bunu diyen göte bütün organlar gülmüş ve “sen kimsin lan” diyerek onunla alay etmişler. Göt bu duruma fena içerlemiş.     

   Seçim yapılmış, oyların çoğunu alan beyin müdür olmuş. Beynin müdürlüğünde ilk birkaç gün vücutta her şey iyi gitmiş. Vücutta sistem sorunsuz çalışıyormuş. Ancak bu duruma fena  fesatlanan göt, ben bu oyunu bozarım diyerek işlevini yerine getirmemeye başlamış.

   O noktadan sonra vücutta, işler ters gitmeye başlamış. Büzüğünü sıkan göt, vücuttaki tüm işleyişi kilitlemiş. Boşaltım sağlanamadığı için yığılmadan dolayı diğer organlarda birer birer işlevini yerine getiremez hale gelmiş ve  sonunda vücutta sistem çökmüş.

Bütün organlar çaresiz kalınca,  götten aman dilenerek, “ne istersen, yaparız yeter ki büzüğünü aç” diye göte yalvarmaya başlamış. Kaostan göte bir fırsat doğmuş. Götte gururla, “Aferin işte böyle yola gelin, beni müdür yaparsanız sorun çözülür.” demiş. Çaresiz götün isteğine boyun eğerek onu müdür yapmışlar. Ve vücutta hayatın akışı normale dönmüş.

   O gün bu gündür, bunun ilmini çözen bütün götler müdür olmuş…

   Hayatın normal akışını tıkayarak, ya da süreçleri engelleyerek, tehdit ve şantajla, cebren istediğini elde etme düşüncesi; Götlük adıyla anılan ilkenin ortaya çıkışına neden olmuştur. Sonrasında Götlük, etkin bir politika malzemesi olarak kullanılmaya başlanmış ve demokrasinin temel taşları arasında yerini almıştır. Hatta Sol İdeoloji, büyük ölçüde götlük üzerine bina edilmiştir diyebiliriz. Sol İdeolojiyi anlamak için Das Kapital’i hatim etseniz, Diyalektik Materyalizm ne diye internetin altını üstüne getirseniz, muhtemelen yine de pek bir şey anlamayacaksınız. Ama Bütün Götler Müdür Olmuş Fıkrası‘nı anahtar olarak alın, Sol İdeolojinin işleyiş mekanizmasını  şıp diye çözersiniz.

#SolunÇirkinYüzü

Dibek Dövücünün Hınk Deyicisi

Nasreddin Hoca’nın kadılığında, huzuruna iki kişi getirilmiş. Biri güçlü, kuvvetli, pehlivan gibi. Diğeri sıska, çelimsiz ama gözler fel-fecir. İkisi de birbirine kızgın, öfkeli… İkisi de birbirinden şikayetçi…

“Anlatın bakalım” der Kadı Efendi, “Nedir mesele?”

Desturu alan sıska yayından çıkan ok gibi atılır lafa.

“Adaletinize sığınırım Hocam, der. Ben bu adamdan davacıyım. Bu adam omzunda tokmağı ile dibek dövülür diye çığırarak sokak, sokak gezerdi. Derken hanenin birinden iş aldı. Hane sahibi ile 10 akçeye anlaştılar, sonra dibekte bulguru dövmeye başladı. Ama işi eksik yapıyordu. Tokmağı her kaldırıp vurduğunda HINK demiyordu. Yanına sokuldum dedim bu iş böyle olmaz eksik yapıyorsun, tokmağı dibeğe her vurduğunda hışımla hınk demen lazım. Bana hak verecek yerde beni tersledi git başımdan dedi. Lakin ben yine de iş tamam olsun diye yanında durdum, onun her tokmağı indirişinde bütün kuvvetime hınk dedim. Böylelikle iş bitirildi. Hane sahibine dövülen bulgurlar teslim edildi. Sonrasında da hane sahibi sözleştikleri akçeleri bir bir bu dibek dövücünün avucuna saydı. Bu adamda aldığı akçeleri direk kesesinin içine koyup dönüp arkasını gitmeye kalktı. Bende karşısına dikildim dur hemşerim dedim dibeği sen dövdün bende yanında hınk dedim bu işi beraber yaptık aldığın parada benimde hakkım var. Bana payımı ver dedim. Bunun üzerine bana kızdı, sövdü, beni itekledi. Bende hakkımı yedirmem sana diye veryansın ettim, bağırış, çığırışımızı duyan zabitlerde bizi kolumuzdan tutup sizin huzurunuza getirdi. Vaziyet aynen böyledir, ben bu adamdan hakkımı isterim.” diyerek sözünü bitirir.

Kadı Efendi Dibek dövücüye döner ve “Onu dinledik var mı bir sözün?” diye sorar.

Cüsseli dibek dövücü utanıp, sıkılarak, mahcup bir şekilde; “Benim elimden iş gelir, ağzım laf yapmayı bilmez Kadı Efendi.” diyerek cevaplar.

Kadı Efendi de “Ala, gereği düşünüldü.” diye kararını bildirir.

Döner dibek dövücüye; “Çıkart bakalım belindeki akçe kesesini de bana uzat!” der. Dibek dövücü boynu bükük, belindeki keseyi çıkartıp hocanın avucuna mahzun bir şekilde bırakır.

Sonrasında hınk deyiciyi gel bakalım yamacıma diye çağırır. Hınk deyici büyük bir iştah ve şevk ile hocanın yanına doğru atılır. O esnada dev gibi dibek dövücü kahrından iki büklüm olmuş, ayakta zor duruyordur. Hoca elindeki akçe kesesini ucundan tutarak havaya kaldırır, hınk deyicinin kulağına doğru götürür. Kulağının tam hizasında keseyi biraz sallayarak şıngırdatır. Sonra ağzı kulaklarında, mahkemeden galip geldiğini zanneden hınk deyiciye dönüp der ki; “Duydun mu akçelerin sesini…”

“Duydum duydum” diye coşkuyla cevap verir Hınk Deyici…

Hocada “Şimdi tamam oldu, adalet yerini buldu.” der.

“Dibeği döven akçe kesesini, dibek dövenin yanında hınk diyende akçelerin şıngırtısını alır.” diyerek mahkemeyi bitirir. Dibek dövücü şükrederek, hınk deyicide kahrolarak kadılık makamından ayrılırlar.

#ToplumsalGötleşme